maranda

  • 14/10/2008 - DOĞUM GÜNÜMDE
  • 14 EKİM....

    hic kimseyi sevemezsin
    sandigim zamanlar
    dalga kiransiz bir cocuk
    butun limanlar

    kahramansiz bir filim gibi
    solar romanlar
    figuranlar beni oynar
    dogum gunumde

    bir an varki unutulmaz
    derdi kederi

    goclere top bir kent gibi
    mal durursun
    istanbula benziyorsun
    dogum gunumde

    basladigi yerde biter
    tum yolculuklar
    bir selami eksik etme
    dogum gunumde

    gozlerimde sensizlikten
    gayri nem kaldi
    mahsuniden bir turku cal
    dogum gunumde

    bir an varki unutulmaz
    derdi kederi

    basladigi yerde biter
    tum yolculuklar
    bir selami eksik etme
    dogum gunumde

    S.KOCAKAYA  http://www.youtube.com/watch?v=MtLwUxZEPkg

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 10/9/2008 - : ((((




  • Evet hayat devam ediyor... Ben biraz daha eksik
    Biraz daha yorgun, biraz daha yenik,
    Hayat devam ediyor.
    Artık kapalı yüreğim, yeni acılara, yeni aldanışlara.
    Umudun soğuk ikliminde defalarca yüzleştiğim geçmiş...
    Ve bugün...
    Sen uzaklarda, Ben burada...
    Oysa;




    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 26/8/2008 - BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM
  • NAZIM  HİKMET....................................................................................................................... BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM
    Ben
    senden önce ölmek isterim.
    Gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    İyisi mi,beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    Kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin
    Fedakarlığımı anlıyorsun
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    Sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orada beraber yaşarız
    külümün içinde külün
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    Ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    Toprağa beraber dalacağız.
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak :
    biri sen
    biri de ben.
    Ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    Ben daha bir çocuk doğuracağım
    Hayat taşıyor içimden.
    Kaynıyor kanım.
    Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    Ama ölüm de korkutmuyor beni.
    Yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    Ben ölünceye kadar da
    Bu düzelir herhalde.
    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
    İçimden bir şey :
    belki diyor.

    NAZIM HİKMET

    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 16/8/2008 - ÖYLE MASUMDUKİ GİDİŞİN
  • ÖYLE MASUMDUKİ GİDİŞİN

    Öyle masumdu ki gidişin

    hep yarına kaldı unutmak

     

    Herkes gibi olmadı senin gidişin…

    Bağırıp çağırmadın. Hesap sormadın. Bir dilin olduğunu unuttun hatta. Saçını süpürge ettiğindense hiçbir zaman söz etmedin.

    Kendine acındırmadın.

    Ben konuşmuş muydum seninle salonda ayaküstü, yoksa kökten saçmalamış mıydım acaba, bilmiyorum. Ama sen bakışlarınla konuştun benimle. Ve senin kayıpların yerine benimkileri ön plana çıkardı o dolu bakışlar.

    Ve sonra çıktın kapıdan. Sokakta yürüyordun sarsak adımlarla. Ve ben ardından bakıyordum pencereden. Bir ara ağır ağır döndü başın geriye. Ve kaçamak bir bakış bırakıp ardında, karıştın sokağın karmaşasına.

    Yıllar oldu gittiğin, ey bakışlarını unutan sevgili. Ve ben hala unutmaya çalışıyorum seni.

    Ne çok kadın sevdim seni unutmak için. Ne çok kadın terk ettim, senin bakışlarını bulamadığımda.

    Ne çok ah karaladım büyük günah defterime.

    Ne delilikler yaptım, ne sert rüzgarlara bıraktım kendimi.

    Duygularımı hırpaladım tek kişilik gecelerde.

    Bedensiz aşkları bile düşledim sabahlara kadar, seni unutabilmek için.

    Ne çok bakışın peşine düştüm sana benzeyen.

    Ne çok içtim, ne kadar çok uzaklara kaçmaya çalıştım kendimden.

    Ne çok ayrılık şiiri okudum, ne enteresan yollar buldum, o ardında bıraktığın bakışı unutabilmek için.

    Kılıç yaraları aldı uykularım seni düşündükçe, gecenin olmadık bir yerinde.

    Ne çok kavga ettim kendimle. Ne ağır küfürler savurdum duygularıma.

    Ne kadar çok şato inşa ettim kendime, katıksız yalnızlıklardan.

    Ne çok lanet ettim hayata.

    Ne çok düşündüm masumiyetini.

    Ve salaş bir kafedeyim şimdi sevgili.

    Ve şöyle kuruyorum son cümleyi:

    Öyle masumdu ki gidişin, hep yarınlara kaldı seni unutmak…

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 3/7/2008 - ADI AŞK
  • anlarsın ki çaresiz aşktır bu,ne onunla ne onsuz
    yüreğinde tutuklu kalır duyguların anlatamazsın
    konuşmak haykırmak istersin yapamazsın
    biryerlerde birşeylere takılıp kalırsın özlersin,beklersin
    yanında olmak yüreğine sokulmak gözlerinde kaybolmak istersin
    ama yoktur....
    gitmiştir çokdan dinlemez seni.duymak istemez,duysada ses veremez.
    kırdıkça kırar incitir seni.
    ne seviyorum der ne de sevmiyorum....
    ne umut veririm der ne de umuduma engel olur.
    bir hançer saplar yüreğinin en derinine,kanar yaran durduramazsın...
    tam kapandı dersin bir daha saplanır içine
    kendi yaranda kavrulur gidersin...
    yarına bir umudun kalmaz,karanlıktır sabahlar...
    güneşin doğmaz,
    ay gökyüzünü aydınlatmaz...
    yıldızlar sana hep uzaktır.
    bir ateş yanar kalbinin tam ortasında!
    istersin ki yarin su olsun içindeki ateşi söndürsün;
    ama o su olacağına kor olur,yaktıkça yakar seni...
    savrulursun esen rüzgarda.
    ayrılık rüzgarıdır alır götürür seni uzaklara.
    ıssız çöllere dalarsın,bir tutam sevgi dilenirsin
    bir avuç umut bir avuç mutluluk
    onuda çok görürler ya...
    gözyaşların avutur
    alırsın eline bir kağıt birde kalem 
    YARE  söyleyemezsin ama YARE yazarsın...
    sen susarsın, yüreğin konuşur
    bilirsin ki taşa çalmıştır yarinin yüreği
    bilsede bunları farketmez hiçbirşey
    VAZGEÇTİM  der...SEVDİM der...
    geçmişten konuşur,geleceğe umut vermez...
    yapayalnız kalırsın içindeki sevdanla başbaşa
    bir ses bir nefes  beklersin uzaklardan...
    herkese bir selam gider yalnız sana gelmez
    unutmak istersin avutmak istersin gönlünü
    bir el uzanır belkide yeni bir umut....
    istemezsin yüreğindeki sevdaya değişmezsin...
    yalan sevdalarla geçirmemişsindir hayatını
    belki birgün gelir döner diye beklersin
    yalanlarla yanlışlarla geçer bir ömür....
    herşey gelir geçer,herşey biter,herşey unutulur,
    bir sen,bir sevdan birde içimde açtığın yaran yüreğimde kopardığın fırtınan
    ne biter,ne unutulur.ne kopar ne de diner....
    " ben hep senleyim sen istediğin sürece"diye başlayan
    bir sevdanın tek başına yaşandığı sensiz zamanlardayım...
    mutlu ol mutlu kal...
    dilerim bir ömür yalancı baharlarda yalancı sevdalarla avunur gidersin....
    Yorum ( 6 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 10/5/2008 - yalan mıydı gerçekten
  •   Kulağımın içi kaşınıyor.
     
      Felaket.
     
      Önce azar azar başlıyor kaşıntı, geceleri.
     
      Sonra artıyor.
     
      Kaşımak da bir zor ki kulağın içini.
     
      Bir türlü geçmiyor.
     
      'Ne yapsam acaba?' diyorum.
     
      Günler geçtikçe daha da artıyor.
     
      Doktora gitmeye karar veriyorum. Arkadaşlarıma soruyorum
    'Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?' diye. 'N'oldu ki?' diye soruyor arkadaşlarım. 'Kaşınıyor kulağım' diyorum. 'Uyuyamıyorum geceleri, kulak    kaşınmasından!' Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi. 'Çok
    iyi doktordur' diyor. 'Kimsenin çözemediğini çözer,
    iyileştiremediğini iyileştirir.'
     
      Gidiyorum doktora.
     
      Gözlüklü, şirin bir amca.
     
      Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor.
     
      Şaşırıyorum önce. 'İçinde kaşıntı var' diyorum. 'Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?'
     
      'Yok' diyor, 'Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum.' 'Nedir?' diyorum doktora.
     
      'Eski sözler kaçmış kulağınıza' diyor.
     
      'Nasıl yani?' diyorum.
     
      'Kimin sözleri?'
     
      'Bakacağız' diyor.
     
      Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir alet çıkarıyor.
     
      'Yan durun. Kıpırdamayın' diyor bana. Biraz irkiliyorum.
     
      'Eski sözler' diyorum, 'Ha?' Cımbızın ucu kulağıma giriyor, canımı acıtmıyor nedense.
     
      'Bir erkek sesi bu' diyor. Sanki bir uğultu duyuyorum.
     
      Cımbızı çıkarıyor kulağımdan. 'Yalan kaçmış kulağınıza!' diyor doktor.
     
      Yalana bakıyorum.
     
      Küçücük bir şey gibi gözüküyor.
     
      'Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş? Hangi yalan peki?' diyorum.
     
      'Durun, bekleyin' diyor doktor. 'Dikkatli olmamız lazım. Tekrar kulağınıza
     
      kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine koyalım. Sonra serbest bırakırız.'
     
      Yalanı tüpün içine koyuyor.
     
      Kapağını da kapıyor tüpün.
     
      Serbest kalıyor yalan.
     
      'Seni seviyorum' diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden.
     
      'Yalanmış ha?' diyorum.
     
      Kulağım bile anlamış, kalbim hálá anlamıyor...

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 6/5/2008 - SEVMEYECEKSİN KİMSEYİ HAYATA KÜSECEK KADAR
  • Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    " O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela.
    O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
    Senin O'nu sevdiğinden.
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin.
    İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneşi, ayı, yıldızları...
    Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    "O benim." diyeceksin.
    Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    Mesela turuncuya, yada pembeye.
    Ya da cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden,
    Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
    Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    İlişik yaşayacaksın.
    Ucundan tutarak...

    Can YÜCEL

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 25/4/2008 - KAVUŞMANIN ALFABESİ
  • Kavuşmanın Alfabesi

    Öylesine bir gündü, yeni değil de sanki geçmiş günlerden biriydi, öyle gibiydi...
    Kaç gece beklemiştim seni. Kaç gece koynuma hasretini alıp uyumuştum. Kaç gece yalnızlık sancısıyla kıvranıp durmuştum. Öyle acımasızdı ki geceler, gökteki yıldızlar yüreğime atılan birer taş gibi gelmişti bana. Yine de her şeye değerdi bekleyişim.
    Bütün yollar sana çıkıyordu ama ben asıl senin yolunun benimkiyle kesişmesini bekliyordum.
    Aylar geçmişti hep vardın ama bir tek o an yanımdaydın. Biraz yabancıydın bana, biraz da tanıdık. Şaşkındık, şaşkınlığımız çok fazla yansıyordu yüzümüze. Göz göze gelmek hiç bu kadar zor olmamıştı. Bir bakıştan bin anlam çıkarmak buna denirdi işte. Yüzümüzde birbirimize ait izler arıyorduk bakarken.
    Ne çok duymuştum sesini ama sanki sen ilk kez konuşuyordun. İlk kez söylediğin cümleler sahibiyle bütünleşiyordu.
    Düştükçe gülüşün yüzüne, sessiz olan her şey konuşmuştu içimde. Yine de sözler bir türlü çıkmıyordu ağzımdan. Oysa boynuna sarılıp "Sen aylardır beklenen, sen yıllardır özlenensin" demek istiyordum. Hava serin değildi ama ben titriyordum.
    Kelimeler hiç bu kadar zor olmamıştı bana. Ne zaman bir şey söylemeye kalksam, her seferinde bir şey oluyordu, sözcükler ağzımda donuyordu.
    Sıcaktın, dokunmasan da yansıtıyordun. Biraz önce titreyen ben artık terliyordum. Aşktı bu biliyordum ama bunu kendime bile itiraf edemiyordum.
    Farkında değildin belki, belki ben belli etmiyordum ama yıllardır koruduğum, yıllardır kimseye açmadığım topraklarımı çoktan teslim almıştın bile. Sınırlarımdan içeri girmiştin bir kere. Yüreğimin en gizli, en kuytu köşelerinde sen vardın artık.
    İtirazsızdım, belli ki mutluydum. Belli ki beni şaşırtan mutluluğun ta kendisiydi. Harfleri tükenmez bir kavuşmanın alfabesindeydim. Ve ben okumayı sanki yeniden öğreniyordum.
    Şimdi bu sevdayı bana yaşattığın için kendimi şanslı hissediyorum. "Ya sen olmasaydın" diye düşünmüyorum çünkü sen varsın. Çünkü sen içimdesin. Çünkü sen benim hayat kaynağımsın.
    Biliyor musun, çölde bulabildiğim bir avuç su olsan, bitmeyesin diye içmem seni. Nerede olursan ol benimle kal. Ben, bu yürek attığı sürece seninleyim.....

     

     

     

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 30/3/2008 - SEN AŞKSIN
  • Azalır geceler
    Bu dertler biter
    Sen üzülme, sen üzülme
    Ölürüm sana ben

    Uzun uzun anlatılmaz
    Tek bildiğim sen aşksın
    Senin için yaşıyorum
    Herşeyimsin sen aşkım..

    Değişir mevsim
    Yine yaz gelir
    Sen üzülme, sen üzülme
    Yanarım sana ben

    Uzun uzun anlatılmaz
    Tek bildiğim sen aşksın
    Senin için yaşıyorum
    Herşeyimsin sen aşkım

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 11/3/2008 - .............
  •  

     

     

     

      GÖZÜM HEP YOLLARDA KALDI

      SONUNDA SEN VAR GİBİ

      MANALI BAKIŞLARINDAN

      YANDI GÖNLÜM KOR GİBİ

     

     

     

     

     

     

     

     

                                                               GÖZLER KİRPİĞE YALVARIR

                                                               GÖREM GELDİ DER GİBİ

                                                               YEMİN Mİ ETTİN DÖNMEMEYE

                                                                BİR ENGELİN VARGİBİ.....

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    sesin gelir gecelerin içinde ah hayalin yıllarımın içinde hasret gelir kapılara yanaşır kar yağıyor sokaklarda üşürsün...

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • omasozturk
  • elki
  • sudaayakizleri
  • asu
  • suzidil
  • ruzgarlisokak
  • raciegi
  • unutulan
  • ebrar06
  • yildizca
  • cevdetbaba91
  • Özkan Özdemir
  • dungeon dungeon
  • lesaret
  • sadakat ...
  • candanparcalar
  • burakcam
  • ataberk
  • darlinkjunegirll
  • gizemlisokak
  • yavuz999
  • harunemre
  • harunemre1903
  • bebekler
  • hurricanee
  • battygirl
  • merthero
  • hayatadahil
  • alsancakkoyu
  • prettygirl
  • aliosman83
  • sevgidamlalari
  • eroman
  • quitedark
  • ahmetdemir
  • elif3
  • yunusegi
  • cihanoral
  • kardelenilayda2
  • kalender2006
  • realmavis
  • dogan1977
  • ayselinda
  • fisun
  • veletti
  • gozum
  • mistili
  • Aydin MERT
  • bilgilerdunyasi
  • bizimada
  • genocide
  • magicdesignhayaleturet
  • beadss
  • lieveheks
  • ruhumdaninciler
  • deliyimzalimmm
  • umitmeto
  • grafikdunyasi
  • elifsule
  • bizbiziz
  • leylaciftci
  • nilsu35
  • busecegunler
  • bjkferit
  • fatos1987
  • elmederesi

    Reklam

  • Sayfa: 1 - Toplam: 7
    | Sonraki Sayfa